ISTANBUL
32°C
24 Ocak 2018 çarsamba
VEDA ZİYARETİNDE BULUNDU
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜNÜ KUTLADILAR
KAMYONET DEVRİLDİ: 3 YARALI
SEYİR HALİNDEKİ OTOMOBİL ALEV TOPUNA DÖNDÜ
MÜFTÜOĞLU'NDAN DİKKAT ÇEKİCİ AÇIKLAMALAR

MÜFTÜOĞLU'NDAN DİKKAT ÇEKİCİ AÇIKLAMALAR

16.09.2014 / 11:55


Genç  işadamı Mehmet Batu Müftüoğlu, HAKİMİYET'e konuştu.



Genç  işadamı Mehmet Batu Müftüoğlu, ilçede ekonomik ve sosyal kalkınmanın birlik ve beraberlikten geçtiğini ancak bunun da mevcut yöneticilerin sağlamasının zor olduğunu ileri sürdü.



Uluslararası nakliye firması Öz Emek Nakliyat Limited Şirketi sahibi Müftüoğlu, Hakimiyet'e yaptığı açıklamasına sitemkar sözlerle başlarken, "bu şehri kavgadan kurtarmak' ne istiyorlarsa verilim derneği' kuralım için kavga edenler ne istiyorlarsa verilim, olsun bitsin" dedi.



İlçede bir çok yöneticinin, düğüne dahi gittiğinde, içeride olanlardan bilgi almadan salona girmediğine vurgu yaparak, şunları söyledi:



TSO İYİ İŞLER YAPMIYOR!



"Bir düğünde bile kimler önde oturuyor, arkadakilere selam vermeden 'nasıl geçeriz'in hesaplarını yapan ağabeyler…O onun adamı, bu bunun insanı…



Birisi, bir yere başkan olmak istiyor, olup da 'başarılı olurmuyum'u düşünmüyor.



(Muhabirin örnek istemesi üzerine) buna örnek olarak Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası'nı (TSO) verebiliriz. Tabi ki örnek istediğiniz için bu ismi verdim. Yoksa bir çok başkan zaten kötü yönetici. Tabi TSO demem şundan kaynaklanıyor. TSO akla gelecek işler yapmıyor. Halbuki TSO ilçede ilk akla gelen yer olması lazım. Sanayici yerini değerlendirmek istiyor, olmuyor. Bakın Ereğli'de neredeyse 10 sanayici ya kaldı, ya kalmadı. Onlar da hal ve durumlarından mutsuz. Fikir geliştirilemiyor, fikir geliştirecek kimse de yok.



İSTEKLERİ OLMAYAN BAĞIRIYOR!



Birileri Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları'ndan (Erdemir) bir şey istiyor, olmazsa da bağırıyor! Birileri belediyeden bir şey istiyor, olmazsa belediyeye bağırıyor Birileri ise her iki taraftan bir şey istiyor. Bu daha enteresan. Olmazsa; hele de ekonomik gücü varsa yanına birilerini çekip başlıyor kavgaya. Yeni küslükler başlıyor. Ne yazık ki Ereğli'de en iyi yaptığımız şey küs olmak. En becerikli olduğumuz iş, 'nasıl küs olunur' sanatı! Bir de 'küslük ve kavgadan nasıl nemalanırım' savaşı var.



NE İSTİYORLARSA VERELİM!



Peki şöyle bir koalisyon kuralım; 'Ne İstiyorlarsa Verelim Derneği' kuralım, Diyelim ki, kim ne istiyorsa verelim, bari kavga olmasın. Ereğli'de basının yazmıyor olması, kavganın devam etmediği anlamına gelmiyor. Kavganın susturulduğu anlamına geli-yor.



KAVGADAN KURTULMANIN STRATEJİSİ



Ereğli'nin bu kavgadan kurtulması için strateji belli. Herkes Ereğli'yi çok seviyor değil mi? İçinde işadamlarının bulunduğu bir dernek kurulsun, her birinden 25 bin lira bağış alınsın. Bu bütçe ile ulusal basından Ereğli'yi güzel anlatalım. Yerel Medya'yı kuvvetlendirelim. Bir araya gelen ve Ereğli'yi çok sevdiğini söyleyen 30 adam 'küslüğü bir kenara koyalım' desin. Kimsenin, kimseyle namus küslüğü yok ki... Ortada ciddi bir konuda yok esasında. Birilerinin tetikçisi, adamı olmak haricinde! Bireylerin bir birleriyle olan sıkıntısı olmadığı gibi, çözülemeyecek iş de yok."



ARIZA KAFALARDA VAR!



Benim sektörümde çalışan tır şoförü gelip 'arabam arızalı' diyor. Bizim ustamız aracı bir kenara çekiyor ancak, önce şoförün kafasındaki arızayı temizliyor. Çünkü baktığında arabada bir arıza olmadığını tespit ediyor. Şoför sürekli arabayı dinlediği ve bir şey olma ihtimalini düşündüğünden sonuçta arabanın arızalı olduğu kararına varıyor. Bu durumda ustamız şoföre başka bir araba verip yola gitmesini sağlıyor. dönüşünde ise 'tamam onarım bitti' diyerek hiç dokunmadığı eski aracını teslim ediyor. Şoför de, aynı araca binerek kullandıktan sonra sanki bir şey olmuş gibi 'ne güzel olmuş' diyerek teşekkür ediyor! Arıza kafalarda var kafalarda."



ERDEMİR'DE DEVLET İŞLEYİŞİ BİTTİ!



Hararetli konuşmasını, Erdemir'e getiren Müftüoğlu, çıkarların hiç bir zaman tek taraflı olamaycağını dikkat çekerken, Erdemir'in çıkarlarını da düşünmek gerektiğini şu sözlerle hatırlattı:



"Erdemir'deki devlet işleyişi bitti. Erdemir ile yapılan o işler bitti. Erdemir'den alınan imtiyazlı haklar bitti. Bitti ama dönen çark vardı, durdu. Ancak harcamalar durmadı. 'Kurtarabilirim' ümidiyle yapılan borçlanmalar durmadı, sektörel değişim yaşandı, sonuçta maalesef böyle oldu.



Burası küçük bir şehir olduğu için, geçmişten gelen bütün firmalara dikkat edin; Köklü yerel firmalarımız hala ayaktı. İlçe ekonomisinde kötüye gidişatlar olabilir ancak küslükler sebebiyle birlik ve beraberlikler olmadığı için yeni pazara girişte hiçbir şey yapılamıyor.



ANKARA'DA SIKINTI VAR!



Ankara'ya hiçbir ayak kurulamıyor. Burada sıkıntısı olan işadamı Ankara'da birileriyle paylaşıyor da çözülen problem var mı? Bir kişi çıkıp da, 'sağ olsunlar Ankara'da görüştük ve Devlet yardımcı oldu, sorunumuz çözüldü' diyen var mı? Yok. Ankara'da Zonguldak lobisi, Düzce lobisi var ama Ereğli lobisi yok. Düzce'de ilin menfaati için düşmanlar dost oldu. Zengini, fakiri diye ayırt etmeden herkes ortak menfaat için Ankara'daki kapıda yatıyor.



HERKESTEN DAHA EREĞLİLİYİM!



Ben, bir şey istemiyorum, altım kuru, keyfim yerinde. Ancak ben herkesten daha çok Ereğliliyim. Dedem ilçenin ilk belediye başkanı. Babam bu şehrin göbeğinde doğmuş, ben burada doğmuşum. Ben, kavgasını verdikleri bu ilçede herkesten daha fazla Ereğliliyim. Onun için kimse kalkıp 'ben Ereğliliyim' olgusu yaratmasın. Bunu da kimse malzeme olarak kullanmasın. Ereğli'de yaşayan herkes buralıdır. Yalnız önyargılar, iletişim, insanlarla olan davranış biçimleri, düşmanlıklar, kavgalar, sebepleri olmayan ne olduğunu bile hatırlamadıkları dargınlıklar, siyasi veya ticari bir seçim olmanın sonucunda, öbürlerini -amiyane tabirle- 'nasıl geçirdik' kıvamında bu işi yaşamanın, oradan doğan küskünlüklerin devam etmesi, gelecek olan bir bürokratın toplantısına muhalif kanadın çağırılmaması, bunu gören bürokratın Ereğli'ye bakış açısı ilçedeki olumsuz tabloyu ortaya koyuyor.  En iyisi, 'Herkes Ne İstiyor Derneği'ni kuralım, herkes ne istediğini söylesin de bu işin içinden çıkalım!



ÇILGIN PROJE DAHA KOLAY!



Ne yazık ki Ereğli'de belli başlı insanlar bir masa etrafından toplanamıyor. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayip Erdoğan'ın, başbakanlık döneminde İstanbul'da 'Çılgın Proje' olarak ortaya attığı dağları delip kanal açması, bizim Ereğli'de bir araya gelmemizden daha kolay!



Erdemir, değerli işadamları, seçilmiş ve atanmış yöneticiler aynı masa etrafından oturmalı. Herkes bir birini sevmek zorunda değil. Ancak herkes bir birine olan saygısıyla bir masa etrafında oturup, ilçeye neden sanayi kuruluyu gelmediğini tartışmalı.



HERKES UCUNDAN TUTSUN!



Örneğin Belediye bedava yer tahsis etsin. Buna sayın Vekil de, Belediye Başkanı, Erdemir destek verir. Bizler de işi içine dahil oluruz. TSO destek verir mi bilmiyorum ama verir diye düşünüyorum. İlçede 500 dönüm arazi yaratalım. Bu arazinin ardından da, Erdemir 'buraya demir çelik ile ilgili gelecek sanayiye ürünlerimizden 5-10 dolar indirim yapacağım' diyerek bir iyilik yapsın. Erdemir nakliyeci peşine düşme derdinden, sanayici de nakliye derdinden kurtulsun. 20 dolar  nakliye 5 dolar da indirim olsa ortalama 50 lira yapar, sanayici yılda 10 bin ton malzeme kullansa, edeceği kar ortaya çıkıyor.



AYAĞIMA ATEŞ EDİYORUM



"Böyle bir öneride bulunarak, aynı zamanda nakliyeci olmam nedeniyle kendi ayağıma ateş etmiş de oluyorum. Ayrıca Erdemir liman hizmetlerinde de bu tür sanayiciye kolaylık sağlasa durum daha da farklı olur. Zira Erdemir henüz liman hizmetlerinde tam kapasite ile de çalışamıyor. Dolayısıyla firma da, Erdemir de belediye de bu işten kar eden kesimler olacak. Vekil de bütçe olarak karda olacak. Erdemir malzeme satabilme riskinden çıkıyor.



EGOLARIMIZ DAHA BÜYÜK!



Ama aynı masanın etrafında oturmak mümkün mü? Kanal İstanbul'u yapmak daha kolay! Çünkü bizim egolarımız, Kanal İstanbul'un aralarından geçtiği dağlardan daha büyük halde.



Ben, İstanbul'daki bir çok dost işadamları ile görüşüyorum, kimsede bu kadar büyük egoistlik yok, Ereğli'de var. Kimse de üzerindeki egoyu atamıyor. Ereğli'de herkes 'birisi!', herkes 'bir şey'.Tabi ki herkes değerli, herkes bir şey ancak, kimse saygılı değil, ortak menfaatte değil.



KÜÇÜK ESNAFIN İŞİNE YARAYACAK



Halbuki, bu projenin hayata geçirilmesi, aynı zamanda ilçedeki diğer küçük ticaretlere de olumlu yansıyacaktır. Para kazanmaya başlandığı zaman Ereğli'de kavga da biter. Belki katma değer sağlayacak faydalı bir kavgaya dönüşür. Zaten böyle bir sanayici akımı olduğunda, bölgedeki ticari anlayış değişeceğinden kurumların başlarındakiler yetersiz kaldıklarından değişmeye başlarlar. Eksikler olursa, rant kavgaları olur mu orasını da bilmiyorum ama artık ben şehrimde kavga duymak istemiyorum, bıkkınlık geldi.



ERDEMİR ÇINAR AĞACI GİBİDİR!



Deniyor ya; 'Erdemir Ereğli'yi sırtını döndü'. İnsanlar zannediyor ki, ekonomi sadece ilçedeki esnaflardan oluşuyor. Erdemir 13 bin kişiye ekmek veriyor. Erdemir çınar ağacı gibidir. Gölgesinde daha çok yer içer, otururuz. Biz Erdemir'den istemeyi bilmiyoruz. Hep menfi, kişisel istiyoruz. Hep, 'bilmem neyi bizden alsana', 'bilmem neyi bize versene' diyoruz. Adamlardan vermek ve almak haricinde hiçbir şey istemiyoruz.  Hiç görüşerek bir 'konsorsiyum oluşturalım, sanayi yapalım' dedik mi? Senin gücünle etrafına yan sanayiler toplayalım, Sen de 500 bin ton mal sat. Zaten çevrende çok değerli Tat Metal, Ümran ve Çınar ve İttifak Metal gibi kuruluşlar var. Bu 'varlara' falancaları da ekleyelim.



BATU SANA DA GÖREV DÜŞTÜ DENİRSE...



Denirse ki, 'Batu sana da bir görev düştü. 40 yıldır çalıştığın Türkiye'nin güzide kurumlarıyla bir köprü ol. Erdemir de buna yanaştı, belediyemiz de imkan sağladı' dense, kendi ayağıma ateş etme pahasına, nakliyemin kesilecek olmasına, hizmetimin yavaşlayacak, mesafemin kısalacak olmasına rağmen yapmazsam namerdim.



Ama Kanal İstanbul daha kolay! Hükümet 3. köprüyü bitiriyor. Bir buçuk ay önce uzaya gidenler geri dönüyor. Biz hala projeler yapacağız.



ERDEMİR'İN KAZANMASINIDA DÜŞÜNMELİYİZ



Yani bu iş sadece Erdemir'den ucuz ve finansmanlı sac istemekle olmuyor. Bugün Erdemir, Ereğli'ye bir fakülte binası yapacak. Şehre sırtını dönen bir Erdemir bunu yaparmıydı? Ama biz, istemeyi bilmiyoruz. Biz her şeyi istiyoruz ve zannediyoruz ki haklar böyle savunuluyor. Halbuki böyle savunulmuyor. Halbuki şehrin kazanacağının yanında Erdemir'in de kazancı düşünülmeli.



ERDEMİR SIRTINI DÖNERSE!!!



Yok eğer yukarıda sunduğumuz projeye Erdemir sırtını dönerse işte o zaman kurum ile kavga edilebilir, 'zehirleme bizi' denilebilir. Kaldı ki ben, Erdemir'in standartların üzerinde havayı kirlettiğine inanmıyorum ancak denizi kirlettiğine inanıyorum. Bakın hayat 'al paradan ver hayattan, ver paradan al hayattan' şeklinde bir denklemdir. Bir sanayi kuruluşunun etrafında yaşıyorsan refah seviyen biraz daha iyi olur. Evet; sağlık sorunları da yaşayabilirsin, teknolojide de böyle. Tabi Erdemir'in Ereğli ve memleket için yapması gerekenler var ve yapar. Ama kuruma da kar sağlamalıyız. Onu kuvvetli kılalım, proje üretelim, ona endeksli yatırım yapalım.



ERDEMİR'İ DE UYARALIM!



Dolayısıyla Erdemir Limanı kullanılsın. Liman ücretleri konusunda görüşmeler yapılsın ve ortak nokta bulunsun. Bu arada Erdemir'e de 'kendi iştiraklerini kuvvetlendirme politikaları yapma' diyelim. Adaletli olmasını, hatta bölge insanına öncelik sağlamasını isteyelim. Bu da makul bir istek. Hatta bir ara böyle bir çalışma vardı ancak sanıyorum durdu. Çünkü yöneticiler bunun üzerine gitme yöntemini bilemedi.



Ereğli esnafı ve sanayicisi de maliyetlerimizi gözden geçireceğiz. Bizler satın almayı bilmeyerek, 'ahbap-çavuş ilişkileriyle' satın almalar yaptığımız için maliyetimiz biraz yüksek kaldığı doğrudur. Ancak küçük yerlerde böyle şeyler hep vardır.



ORTAK HAREKETTEN ORTAK BAŞARIYA...



Diğerlerinin ucuz olması, işçiliğinin iyi olması anlamına gelmiyor. Aynı olması anlamına da gelmiyor. Daha güzel olması anlamına da gelmiyor. Düzce ve benzer örneklerde, esnafın devam eden işleri var. Dolayısıyla iş devam ettiğinden maliyetini kısabiliyor. Eğer biz de Erdemir ile ortak hareket edersek, daha iyi işler yaparsak, tezgahımız devamlı doluyken, araya giren bir işi biz de ucuz yapabiliriz. Ancak tezgah başında boş oturur iş yapmazken, yeni bir iş geldiğinde, ekipman, malzeme ve insan gücün hazır değilse, işi almak istesen de pahalı oluyor. Çünkü biz ortak hareketle, ortak başarı elde etmiyoruz.



ŞEHİR İFLAS EDERKEN!..



Ben Erdemir'i seven biriyim. Ben Erdemir'in tesislerinde büyüdüm. Ancak, bir şehir iflas ederken, -onur ve gurur duyarak söylüyorum ki- ciddi anlamda kar eden bir kurum soru işaretleri doğurur. Eskiden nasıl; ki, kurum zarar ederken şehir zenginleşi-yordu ve bu anormal idiyse (hatırlayın devlet zamanında), nasıl halk zenginleşiyorduysa bu nasıl adaletsizce idiyse, bu gün şehir fakirleşirken kurumda zenginleşmesi aynı.



MUHABİR İLE SORU CEVAP BÖLÜMÜ



Genç İşadamı Mehmet Batu Müftüoğlu'nun, konuları peş peşe sıraladığı konuşması, zaman zaman Hakimiyet Muhabiri'nin soru ve yorumlarıyla kesildi.



İşte o bölümler:



Hakimiyet: Bahsettiğin fakirleşme sürecinde Erdemir bağlı bulunduğu Ordu Yardımlaşma Kurumu, doğru ve zamanlı hareketle krizi lehinde kullanmış olamaz mı? Örnek, Gaziantep'te çimento fabrikası satın aldı.



Müftüoğlu: Bakın onlar stratejik hikayeler. Bunlar şirketin içsel hareketleri. Zekası, yönetici kıvraklığı. Bunlar başka hikayeler. Benim bahsettiğim şey başka, sizin söylediğiniz şey başka.



SUÇLULUK DEĞİL ORTAK YAŞAM



Hakimiyet: Şehrin fakirleşmesi ile Erdemir'in zenginleşmesinde Erdemir'in suçu var mı?



Müftüoğlu: Bakın bu bir suçluluk değil, bu ortak yaşam. Ortak hareketten ortak başarı dedik. Yine gidiyoruz başka bir yere. Suçlu kim? Suçlu yok! Ortak hareket ettirilemediğimiz için, yöneticiler bunu sağlayamadığı için. böyle oluyor.



Hakimiyet: Bu bizim kezlerce yazdığımız bir söylem. Ağabeylik, bunu kim yapacak?



BURADAN ÇAĞRI YAPIYORUM!



Müftüoğlu: Buna ağabeylik değil, akıl gerek. Akıl varsa çözüm var. Bir ağabeyimin lafıdır bu.  Şuanda çağırı-yorum.



Hakimiyet: Daveti siz mi vereceksiniz?



Müftüoğlu: İş veriyorum şu anda. Bu bir davet, öyle değil mi?



Hakimiyet: Değil! Şöyle değil; yanlış anladıysak düzeltin. Siz o yemekte olacak mısınız?



Müftüoğlu: Fark etmez. Davet ederlerse oluruz. 'Davet edilmedik olmayız, bana ne?!' demeyiz. Sonuca gidiyor muyuz? Ben sivil toplum kuruluşu değilim. Kayda değer, fikri olan orada olabilir.



Hakimiyet: Akil Adamlar'dan… Birkaç kişiyi alabilirler mi diyorsun?



Müftüoğlu: Alınabilirse iyi olur, olmazsa olmaz!



ARTIK GİTSİNLER!



Hakimiyet: Yine kilit noktayı bulamıyoruz.



Müftüoğlu: Evet içinde olmak isterim, ama böyle bir kararda bana düşen bir görev verilirse sonuna kadar yaparım. Ancak, onlar bunu halledebileceklerini şu söylediğinizden sonra, 'ya doğru. Gencecik adam. Böyle söylemiş. Bizim de yaptığımız ayıp' demiyorlarsa; ne olur, başka bir bilgi verelim de gitsinler!! Çocuk büyütüyorum bu şehirde. Gitsinler. plaketleri ile gitsinler, alkışlarla gitsinler.



Allah razı olsun, en kıymetli zamanlarını bu şehre hizmet etmekle geçirdiler. 20 yıllarını, gençlik dönemlerini geçirdiler. Binlerce kez razı olsun. Ama bu gün faydalı olunamıyorsa eğer, bunu da hissediyorsa, kalbini güneşe doğru tutupta ışık bir yerden sızma yapıyorsa vazgeçsin de şurada bir iş yürüsün.



Hakimiyet: Göremiyor(lar)sa..!



Müftüoğlu: Göremiyorsa da, orada olmaması göremeyecek kadar demek ki bilinçsiz davranıyor.



BELEDİYE BİR ŞEYLER YAPMAYA ÇALIŞIYOR



Bu gün belediye, bir şeyler yapmaya çalışıyor. Hem de deli gibi. Büyük açlıkla hizmet etmek istiyor. Kendine ispat var, yapmak zorunda. Şeytan taşlamaktan iş yapamaz hale döndü hikaye. Bir rahat bırak, 5-6 ay oldu daha. 4 sene zaman var. Vehbi Koç'un çok güzel bir lafı var: 'Bir kurumun veya kişinin zararı üzerinden kar veya menfaat elde ediliyorsa haram olur, yaramaz' diyor. Burada kurum ve kişilerin üzerinde ki becerememesi birilerinin övünç ve sevinç kaynağı! Olmasın, 100 bin kişi var burada. Sen sevindin de, 100 bin ne olacak?



BEN OLACAĞIM DEMEKLE OLMUYOR!



Ben olacağım, ben yapacağım, ben, ben..! Olmuyor işte. Halk karar veriyor, değiştiriyor. Biz seçilemedik TSO'da.., işleri zor Allah kolaylık versin. Ben hiç bir iş yapmıyorsunuz demiyorum, daha çok iş yapın diyorum. Yararlı olun di-yorum, küslük yapmayın diyorum, kavga etmeyin diyorum. Yüzde 4 o mu oldu? yüzde 5 bu mu söyledi? Yahu vekilin zamanını alma diyorum, vekili taşlama, vekil buna cevap vermek zorunda kalmasın. Kapat konuyu. Söz gümüş ise sükût altındır. Susalım, hepimiz bir iş yapalım.



Ne olacak şimdi?  Kişisel kavga yüzünden olacak olan veya olmayacak ama olmasını hayal ettiğimiz liman projemiz suya mı batacak? Tersaneciler hepsi birbiri ile küsecek, hepsi benim ağabeyim. Şimdi onlar küsecekler mi? O öbürüne kızgınlık yapacak! Yine başladı hizip. Vekil bu işe darıldı. Herkesin bu işte bir çorbası var. Vekil oraya limanı yapmak istiyor, oraya o limanı yapanda Fazlı Bey.



Hakimiyet: Köşe yazarımız yazdı; 'tersaneler konusunda Fazlı Bey'in hakkının verilmesi' lazım diye…



TERSANE LİMANINDAKİ ÇELİŞKİLER



Müftüoğlu: Ercan Candan, bu dönemki milletvekilimiz bunu yapmaya çalışacak, öbürü bilmem ne! Sen TSO olarak bir şey yapılacak. Neyiyle kavga ağabey?! Cebine bir şey girmez bu işlerden yahu. Birilerini zararı üzerinden kar haramdır yahu. Neyin rantı yahu?



Hakimiyet: Zaten tersanecilerin yaptıkları açıklamada şöyle bir şey var; 'hadi yüzde 1'lerden yüzde 4 hisseyi kabul etmemiz bir nebze onu kabul ederin, ona katlanırız' diyorlar. Yaşar Tetiker 'onlar bana önerdiler' diyor. TSO'ya yüzde 4 altın hissenin verilmesi öneren Arif Madenci...'



Müftüoğlu: Arif ağabey hep cömerttir -ki ömrü boyunca hep öyleydi-, yine cömert davranmış ve demiş ki altın hisse…



Hakimiyet: TSO Başkanı da diyor ki ısrarla; bana yüzde 4 hisseyi tersaneciler önerdi. Önermedilerse istifa ederim diyor. Tersaneciler 'bir nebze' diyerek biz önermedik diyorlar.



Müftüoğlu: 'derlerse istifa ederim' Ağabey, herkesin yeri doluyor. Ederse eder. Bununla neyi tehdit ettiğini de anlamıyorum. 'öyleyse istifa ederim'!.. Et.



Benim rahmetli babam Tuncer Müftüoğlu'nun bir sözü var; 'oğlum. Haklı olmak karlı olmak anlamına gelmiyor' derdi. Egolar... Haklı olabilirsin, karı düşün karı! Kendin için iş yapmıyorsun ki kamu… Bürokratımızı küstürdük, vekilimizi küstürdük. Vekil risk alarak oraya liman yapılması için Ankara'da bürokrasiye sağlıyor ise vekili darıltamayız. Adam Devlet.



KONU BAŞLIKLARI



Müftüoğlu: Erdemir ile ortak hareketken ortak başarıya...



Egolarımız Kanal İstanbul'un geçeceği dağlardan büyük. Ortak masa etrafından toplanamayız ama toplanmalıyız..



Kazan, kazan… Erdemir ile ortak projelendirmek, belediyeyi içene dahil etmek, hizmetlerin önünün açılması.



ADAM DOKTOR...



Eleştirileri biraz daha törpülemek lazım. Adam doktor, hayat kurtarmışlığı muhtemelen vardır, Ereğli'ye bir şey yapar be!



Benim AK Parti'ye oy vermediğimi biliyorsun. Babam derdi ki; 'arkadaşlar, yaptığımız iş, beyin ameliyat değil.' Şimdi de diyorum ki; yaptığımız ameliyat değil. Doktor onu yapıyordu, daha zorunu. Bu onu yapar. Yapar ama imkan sağlayalım.



İnsanlara o kadar garip geliyor ki, sen AK Partili değilsin! Yahu arkadaş, bir şeyli olmaya gerek yok. Artık seçim biti.  AK Parti'nin cesaretini örnek alıyorum.



GEREKİRSE EREĞLİ'Yİ SEVMEYELİM!



Ereğli'yi gerekiyorsa gelin sevmeyelim. Çünkü sevdiğimiz zaman ne yaptığımız ortada. Herkes Ereğli sevdalısı, Ereğli'yi o kadar seviyor ki hali meydanda! Gelin sevmeyelim de, Ereğli'ye bir şeyler yapalım. Gelin o Ereğlili, bu falancalı demeyelim de, ondan fikir alalım.



SENDİKA İŞİNİ GÜZEL YAPIYOR



Hakimiyet: Sendikayı hiçbir yere koymadın!



Müftüoğlu: Sendika hiçbir yerde olmamalı zaten. Sendika işini güzel yapıyor. Sendika kendi işini yapıyor. Erdemir'deki işçi mutlu. Sendika bizden daha örgütlü. Sayın (İrfan)  Erdem'in lafı varya; 'sendika, ticaret erbabından daha doğru çalışıyor, daha örgütlü' dedi. 'Paranın işletmecisinden daha örgütlü çalışıyor' dedi. Çünkü sendikada hiyerarşi de var, saygı da var, paylaşım da var. Sendikada ortak menfaate ortak hareket ile gidiliyor.



Hakimiyet: Yani orada konuşan sendika başkanı. Ancak konuşmadan önce her şey paylaşılıyor ve ona göre konuşuluyor diyorsunuz...



Müftüoğlu: Şimdi sendikayı bunun neresine koyalım. Sendika işini kolay yapıyor. Her şeyden kendini soyutlamış.  Ama TSO liman işine giriyor. Fikir alınmıyor, çünkü küslük var.



LİMAN VE ERDEMİR



Hakimiyet: Siz ticaret tarafındasın, daha doğru konuşacaksın; TSO liman işine giriyor. Girmeli mi bilmiyoruz. Ama Ereğli Belediyesi, 'ben limanda olmalıyım. Çünkü ben Bozhane'deki limanımı kapatacağım ve geleni oraya yönlendireceğim. Buradan gelirim var. Dolayısıyla bu paradan feragat edeceğim' diyor. Bu doğru bir söylem mi?



Müftüoğlu: Yine işi erbabına soracağız. Sayın Erdem'e soracağız. Benim konum değil. Ama Ereğli'de bir limana ihtiyaç var mı? Erdemir ile beraber ortak hareket edersek yok. Hayır, birilerine zarar verelim, Ereğli'ye liman yapalım Erdemir'de bundan zarar görsün, Azim Limanı'na bundan zarar görsün, belediyede zaten limanını kapatacak.! Tamam o zaman gereke var.



Hakimiyet: O zaman, TSO'nun limanda yer almak istemesini, geçmiş yıllardaki bir kine doğru gidiyor diye düşünmek de mümkün olur o zaman!



Müftüoğu: Düşünün. Düşünmeye yasak yoksa düşün!



Hakimiyet: Erdemir Limanı düşük kapasite ile çalıştığı, hatta demuraj ödediği ileri sürülüyor.



Müftüoğlu: Onlar bir geçiş süreci. Yeni bir şirketle ortaklaşma yapılan bir hareket. Yani yarın buraya bir liman açıldığında o liman bir anda harı harıl çalışacak mı? Hayır. Oda Demuraj ödeyecek, beceremeyecek. Halat düşecek.



LİMAN YAPMAYALIM DA BASKI YAPALIM!



Erdemir'e şöyle bir baskı yapalım. Liman yapacağız diyerek tehditle iş yapmayalım da, limanını güzel işlet Erdemir,  Buranın halkına daha uyguna iş yap. Ayıp değil. Bu bölgede yaşıyorsak. Ama '0' Liraya iş yap da değil! Bunun beli kar oranları var. Zaten bir liman 3 doların altında çalışamaz. Türkiye'de yok. Eh, 4,75'e o çalışıyor. 4'e çalışır canım. Bu bölgeye taahhüt verirsen yapıyor zaten.



Hakimiyet: Teşekkür ediyoruz sayın Müftüoğlu. Umarız yaptığınız açıklamalar kamuoyunda beklenen amacına ulaşır.



Müftüoğlu: Asıl ben size teşekkür ediyorum, fikirlerimi özgürce sunabildiğim için...


Etiketler :
  • Bu haberi paylaşın:




UYARI:Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
YAZARLAR
ANKET

Web Sitemizi Nasıl Buldunuz?
  1. boş
  2. Harika Olmuş
  3. Güzel Olmuş
  4. Fena Olmamış
  5. İdare Eder
  6. Kötü Olmuş
  7. k